Kırşehir Umut Haber Gazetesi

ÇOCUK AĞLASA DA, SEVGİYLE KONUŞARAK OKULA GÖTÜRÜLMELİDİR

KIRŞEHİR Kişisel Destek ve Eğitim Merkezi’ Psikolog Kübra Şıvgın okuların açılması nedeniyle velilere önemli uyarılarda bulundu. Şıvgın, Milyonlarca çocuğun ilk kez okulla tanıştığı yeni eğitim öğretim yılının bu ilk haftası kimi çocuk ve aile için mutlulukla ve heyecanla geçerken kimi aileler içinse son derece sancılı ve zor geçtiğinin altını çizdi.

ÇOCUK AĞLASA DA, SEVGİYLE KONUŞARAK OKULA GÖTÜRÜLMELİDİR
Avatar
Umut Medya( umuthaber@kirsehirumutmedya.com )
09 Eylül 2019 - 11:38

KIRŞEHİR Kişisel Destek ve Eğitim Merkezi’ Psikolog Kübra Şıvgın okuların açılması nedeniyle velilere önemli uyarılarda bulundu. Şıvgın, Milyonlarca çocuğun ilk kez okulla tanıştığı yeni eğitim öğretim yılının bu ilk haftası kimi çocuk ve aile için mutlulukla ve heyecanla geçerken kimi aileler içinse son derece sancılı ve zor geçtiğinin altını çizdi. 

İlkokul 1. sınıfa başlayan çocuklarda sıkça görülen ve aileye adeta bir kabus yaşatan okul korkusu, bununla baş etmeye çalışan çaresiz ebeveynler ve doğru yönetilemediğinde travmatik sonuçlar doğurabilen bu zor süreç; anaokulundan ilkokula geçmiş olup eğitim kurumu tecrübesi olan çocuklarda bile maalesef sıkça rastlanan bir durum. 

Çocuklar neden okuldan korkar? Okul bazı öğrencilerde neden tehdit edici bir algı oluşturur? Çocuk okulun disiplinine uymakta, verilen görevleri yapmakta neden zorlanır ve bununla başa çıkma yöntemleri nedir?

“Okulu hiç sevmiyorum”, “Okula her gün mü gideceğim?”, “Neden arkadaşım Ahmet de okula gitmiyor?”, “Okulda beni kimse sevmiyor ve istemiyor”, “Öğretmenim beni sevmiyor”  gibi bahanelerle okula gitmeyi reddeden, okuldan gittikçe uzaklaşan çocuklardaki bu fobinin gerisinde yatan nedenler nelerdir?   

Özellikle anne babaları tarafından aşırı korumacı büyütülen çocuklar başka çocukların kötü davranışlarına maruz kalmaktan korkar.

Anne baba tarafından sadece okulun olumlu yönlerinin anlatıldığı çocuk gerçekçi olmayan beklentilerle okula başlar ve ilk zorlukta okula güvensizlik duyup hayal kırıklığı yaşar.

Anne babasından ayrılacak olmaktan büyük endişe duyar ve kendini güvende hissetmez.

Okulu hiç tanımadığı insanlarla ve hiç bilmediği bir yığın kuralla dolu ürkütücü kalabalık bir ortam olarak görür.

Yazı yazmak, ödev yapmak zor ve yorucudur.

Okulda yeterince başarılı olamayacağını düşünür ve sınanma korkusu yaşar.

Öğretmenin kendisini sevmeyeceğinden ve arkadaş edinemeyecek olmaktan kaygılanır.

Okul öncesi eğitimi almış aile ve çocuklarda bu sıkıntılara rastlanmayacağı düşünülse de bu yeni süreç Onlar için de farklı zorluktadır. Bu tip ailelerde en sık rastlanan sorun anaokulunda alışık oldukları düzeni 1. Sınıfta da sürdürmek istemeleridir. İlkokulun ortamının, insan ilişkilerinin, fiziksel koşullarının ve eğitime yaklaşımlarının okul öncesi eğitimden farklı olması ailede de çocukta da ilk etapta sıkıntılara, uyum güçlüklerine ve gerçekleşmesi zor taleplerde bulunulmasına neden olabilmektedir.

Anaokulundan ilkokula geçen aile ve çocukların uyum problemi yaşamalarının nedenleri;

Okul öncesinde eğitim oyun merkezli olduğundan daha eğlencelidir. İlkokulda ise teneffüsler oyun ihtiyacını karşılayamayacak kadar kısa olup eve gidince oyun oynamak yerine ödev yapılması gerekir.

Okul öncesi kurumlarda çocuk istediğinde okula gitmeyebilir, bir müddet ara verebilir ve hatta kolaylıkla kurum değiştirebilir.  İlkokulda ise devamsızlık demek telafi edilmesi gereken geri kalınmış dersler ve tedarik edilmesi gereken ders notları anlamına gelir ve olmaması gerekir. 

Okul öncesi kurumlarda aileler hızlı ve sıcak iletişimle özel isteklerini kuruma rahatlıkla iletebiliyorken 1. sınıfta ilişkiler daha keskin ve resmidir. Bu geçiş sürecinde bocalayan veliler kendisine ve çocuğuna daha az özel davranıldığını düşünüp kendini mutsuz hissedebilir.

Neler yapılmalı?

İlk haftalardaki Okul korkusu hemen paniğe kapılacak bir durum değildir. Ancak okula yeni başlayan çocuğun korkularını ve kaygılarını hafife almak, dikkat çekmek için yaptığını düşünmek, çocukla alay etmek, kızmak, bağırmak, “Tıpkı bebek gibi davranıyorsun”, “Bunun için ağlanır mı?” “Bu yaptığın şımarıklık” gibi cümleler kurarak çocuğun içinde yaşadığı kaygıyı, korkuyu göz ardı etmek, çocuğu daha da sıkıntıya sokacak ve yalnızlığa sürükleyecektir. Yapılacak şey yardım istemekte olan kaygılı çocuğu rahatlatmak, bu duyguları normal karşılamak, “İlk günler ben de korkmuştum” gibi somut örnekler vererek O’nu anladığımızı ve yanında olduğumuzu O’na hissettirmektir. 

Ne olursa olsun, çocukların okula gitmek istememeleriyle ilgili açıklamaları dinlenmelidir. Ancak bu süreçte ailelerin olumlu yaklaşımı kadar çocuğun okuluna aynı düzende devam etmesi ve okulda kurallara uyması da son derece önemlidir.  Aileler çocuklarıyla olan iletişimde kararlı ve tutarlı olmalıdır. Okul devamsızlığı ne kadar uzun sürerse, yeniden sınıfa dönme ve okul korkusundan kurtulma o kadar zorlaşacaktır. Bu nedenle velinin kararlılığı çok önemlidir. Çocuk gergin, sinirli, hırçın olabilir. Özellikle okul sabahında bulantı, karın ağrısı ve uykusuzluk yaşayabilir. Her okul sabahında okula gitmemek için yalvarabilir, bağırabilir, ağlama nöbetleri geçirebilir. Bu durumda eğer okula gitmekten vazgeçilirse bir sonraki güne kadar çocuk rahatlar ancak ertesi günün sabahında sorunlar artarak yaşanmaya devam eder. Bu yüzden çocuk ağlasa da, sevgiyle konuşarak okula götürülmelidir.

Aksi halde “Bu defalık böyle olsun ne yapalım” gibi söylem ve yaklaşımlar çocuğun isteksizliğini pekiştirecektir. Hele ki “Peki bugünlük gitme, birlikte çok sevdiğin ve istediğin birşeyi yaparız”  denmesi çocukta okulun hep daha az gidilmek istenen bir yer olduğu algısını yaratacaktır. Bu yüzden aile çocuğa okula neden gitmek zorunda olduğunu, okula gitmenin bugünkü ve yarınki faydalarını, gitmezse ilerde neler olacağını kesin, kısa ve basit bir dille anlatmalıdır.

Velinin en azından ilk 1-2 hafta boyunca çocuğunu okula kendi götürmesi ve kendi alması, sabah bir saat kalıp çıkışta da bir saat önceden okula giderek çocuğunun yanında olduğunu Ona hissettirmesi;  tuvalete gitme, yemek yeme gibi temel ihtiyaçlarını tek başına yapabilmeye çalışan çocuk için bir sorunun eksilmesi demektir ve iyi  bir yöntemdir. Ancak bu yakınlığın dozunda olması, velilerin bu süreçte kademeli olarak çocuklarını rahat bırakmaları ve kendilerini sadece “sosyal refakatçi” olarak görmeleri de o haftalardan sonra çocuğun kendini yalnız hissetmemesi adına son derece önemlidir.

Anne babanın bu sancılı süreci iyi bir kriz yönetimiyle atlatıp çocuğunu sağlıklı şekilde okula teslim etmesinden sonra okulu öğrenci için daha fazla çekici kılmak ise okulun ve öğretmenin yaklaşımına bağlıdır.

Okulu çekici kılmak adına kurumun ve öğretmenin yapması gerekenler;

Çocuğun kendine özgü yeteneklerini geliştirmesine izin verilmeli ve ilgi alanlarıyla ilgili sorumluluk verilmelidir.

Sevdiği bazı eşyasını okula götürme imkanı sunulmalıdır.

Yaptığı işlere değer verilmelidir.

Herhangi bir konudaki çabası ve hevesi eleştirilmemeli, aksine gereğinden çok takdir edilmelidir.

Öğrencinin okul saatleri dışında arkadaşlarıyla biraraya gelmesi ve böylece ilişkilerini daha iyi hale getirmesi için veliler yönlendirilmelidir.

Çocuğun olumsuz yönünden çok olumlu yönüne odaklanılmalıdır.

Başarısızlıklarıyla barışmasına ve üzerine gitmesine yardım edilmelidir. 

Çocuğun okula gitmek istememe durumu birkaç aydan fazla bir süre süreklilik gösterdiğinde ve gerek okula gitmek, gerekse okulda vakit geçirmek çocuk için dayanılmaz bir hal aldığında okul fobisinden söz edilebilir. Ancak bu durumda bile başvurulacak ilk ve tek çözüm okul değiştirme olarak düşünülmemelidir. Bu kararla çocuk hem sorunlardan kaçmak gibi sağlıksız bir yöntemi öğrenecek hem de sorunları daha çok kendi dışındaki ortamlara veya kişilere bağlayacaktır. Bunun yanı sıra daha önceden oluşmuş gruplara sonradan dahil olmak ve kabul görmek çocuk için farklı sıkıntılara yol açacaktır. Bu durumda okul değiştirmek yerine bir uzmana başvurulmalıdır. 

Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-
KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları Umut Haber Gazetesi'ne aittir.