Altaş’tan açık mektup

Hukuki Araştırmalar Derneği Kırşehir İl Temsilcisi ve AK Parti Merkez İlçe eski başkanı Avukat Bilgehan Altaş, Kırşehir Kamuoyuna açık mektup başlığı altında açıklamalarda bulundu.

Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) Kırşehir İl Temsilcisi ve AK Parti Merkez İlçe eski başkanı Av. Bilgehan Altaş, İYİ Parti Kırşehir İl Başkanı Müfit Göçen’in paylaşımına istinaden yaptığı açıklamanın devamını getirdi.

Altaş, sosyal medyasından “Kamuoyuna açık mektubumdur” başlığı altında yaptığı açıklamasında şunları ifade etti:

“Hepimizin bildiği eski bir fıkradır: Bektaşi’ye ‘Neden namaz kılmıyorsun?’ diye sormuşlar, ‘Cenab-ı Allah Kur’an’da namaza yaklaşmayın buyuruyor’ cevabını vermiş. ‘Ama o âyetin başında ‘İçkili iken…’ deniyor’ diye hatırlattıkları zaman da, Bektaşi, ‘Ben hafız değilim, o kadarını bilemem’ demiş. O hesap değerli İl Başkanım da benim değil, dünyanın gelmiş geçmiş en önemli siyasetçilerinden biri olan Winston Churchill’in ‘Politika gerçekleri gizleyip yalan söylemek değil, gerçeklerin istediğiniz yanını göstermektir’ sözünü paylaştığım yazının ‘gerçeklerin istediğiniz yanını göstermektir’ keserek ve sonrasında benim eleştirim ve doğrusunu yazdığım şeyleri yalanlama yapmadan başka yan yollara saparak tam da paylaştığım sözde anlatmak istenen şeyi yapmış, gündemi saptırmıştır.

Değerli Başkanım, belki ben sizin için ‘…. çok eskiden tanıdığım AKP Eski İlçe Başkanı’ olabilirim ama siz benim için çook eskiden beri tanıdığım, sevdiğim, saydığım bir abimsiniz önceden de böyleydiniz, şimdi de öylesiniz bundan sonra da izin verirseniz öyle olacaksınız.

Değeri Başkanım, 07 Şubat 2021 tarihli paylaşımınıza üzerinde şahsıma ait resmimin olduğu, ismim yazdığı kendime ait sosyal medya hesabı üzerinden bir eleştiri yaptım. Bu eleştiriyi yaparken yüzsüz ve sahte hesap kullanmadım. Birilerine saldırmak için sahte hesabım da yok. Sitemde ve normal hayatımda görevdeyken de görev sonrasında da eski ilçe başkanı sıfatını kullanmadım. Sosyal medya hesabında da buna ilişkin bir profil beyanı bulamazsınız. Makamların ve koltukların gelip geçici olduğunu bilirim. Eleştirdiğim paylaşımınızı şahsi sosyal medya hesabımdan vatandaş, seçmen Bilgehan Altaş olarak yaptım. AK Parti ile bağıma gelince üyelik ve gönül bağım devam ediyor başkaca bir görevim yok. Eleştiri yazmak ve ya görüş belirtmek içinde herhangi bir makama ihtiyacım yok.

‘AKP Eski İlçe Başkanı Av. Bilgehan Altaş görevde olduğu zaman yapamadığı açıklamayı şimdi siyasi muhatabım olmamasına rağmen, politika gerçekleri gizleyip yalan söylemek değil’ diye bir söz paylaşıp kendisinin uymadığını görmek beni hayretler içinde bıraktı.

Sayın Başkan; tabiî ki siyasi muhataplığımız yok, ben zaten öyle bir şey söylemedim. Ancak bu şehirdeki bir hemşehriniz, bu ilde bir seçmen olarak muhatabınızım bunu da unutmayınız. Verdiğiniz sert cevaba da bakarsanız muhatap olduğumuz da görülüyor.

“Hem metnini hem de görüntü kaydını gönderebilirim”

Görevdeyken yapamadığı sözüne gelince; Sizde çok iyi biliyorsunuz görevdeyken yaptığım paylaşımlar ve basın toplantılarını, ama hatırlayamadı iseniz çıktılarını 20 Eylül 2019 tarihli basın toplantısının da hem metin hem de görüntülü kaydını gönderebilirim.

Yayınlanan basın bildirinizde dikkatimi çeken benim eleştirdiğim hiçbir konuya yanlış yazmışsın diyemiyorsunuz. Paylaşımda sehven 2003 yazıp sonradan fark edince 2002 olarak düzeltmem dışında… ‘16 Kasım 2002’de hükümet kurma görevini alarak, 18 Kasım 2002 de 58. Hükümet olarak göreve başladığını’da benden zaten paylaşımımın altında ilçe başkanınıza verdiğim cevaptan öğrendiniz.

Yeni sorular yöneltmişsiniz. Ve bana aynı gün yaptığınız başka paylaşımlardan bahsedip niye onlara cevap yazmıyorsunuz diye soruyorsunuz. Başkanım her yazılana cevap vermeye kalkarsak, sizin de benim de başka işimiz olmaz. Zira sosyal medya ve paylaşımlar tam bir yanlış bilgi çöplüğü… Muhalefet ‘Kafa karıştırma taktiğini alışkınlık haline getirmiş’ hangi birini düzelteceksiniz.

Başkanım AK Parti’nin görüşünü bilmem ama isterseniz seçmen Bilgehan Altaş’ın sorduğunuz sorulara cevaplarını yazayım.

Kırşehir Şeker Fabrikası ve özelleştirme; Özelleştirme sadece Türkiye’nin değil dünyanın bir gerçeği… Bizim ülkemizde de Demirel’inden, Erdal İnönü’süne, Tansu Çiller’inden Erbakan’ına, Mesut Yılmaz’ından Bülent Ecevit’ine, Akbulut’undan Devlet Bahçeli’sine son 50 yılda bizi yönetenlerin tamamı özelleştirme yaptılar.

Özelleştirmenin Babasını Özal yaptı

‘Özelleştirmenin Babası’ da çok sevdiğim sizin de aile olarak Kurucu İl Başkanlığı ve resmi olarak olmasa da gerçek manada son il başkanlığını yaptığınız Anavatan Partisi Lideri Sayın Turgut Özal’da yaptı. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’da yaptı yapmaya devam edecek inşaallah.

Ben şahsım olarak dün devletin bazı kritik işletmeler hariç işletme çalıştırmasından yana değildim. Özelleştirme yanlısıydım, bugün de özel işletme ve özelleştirme yanlısıyım. Bu nedenle ne geçmişte PETLAS’ın, ne ÇEMAŞ’ın ne de Şeker Fabrikası’nın özelleştirmesinin karşısındaydım. Bu nedenle tepki göstermemem sizce normal değil mi? Ha bu arada PETLAS ve ÇEMAŞ’ı özelleştiren koolisyonun bir döneminde görev yapan ilk kadın içişleri bakanı kimdi acaba…

Başkanım çok şükür ki; şehrimizde özelleştirilen fabrikalar sökülüp gitmedi. Hala ve eskisinden daha verimli bir şekilde ülkemiz ve şehrimiz ekonomisine katkı sağlıyor. Gerçi bu konuları siz benden daha iyi bilirsiniz bu konuyu yakından takip ettiniz. Hafızam beni yanıltmıyorsa özelleştirme sonrası ‘Titiz’ bir çalışmanız olmuştu.

Sümerbank; ya da son haliyle Sümer Holding konusundaki görüşlerimi daha önce paylaşmıştım. Hatta en son kapatılan basma fabrikasının kapatılış tarihinin bile partinin hükümet oluşundan önce olduğunu söylemiştim. Sizin söylediğiniz Adana ve Denizli deki fabrikalar çok daha önce özelleşmişti. Sümerbank sadece kumaş üretmiyordu onun bilgisini vermiştim.

“STK temsilcilerinin yoğun talepleri sonrasında belirlendi”

Sayın Başkanım, Hükümet Konağı’nın yatırım planına girdiği tarih 2015 yılı idi. O dönemin Valisi Necati Bey, Valilik Binasının şimdiki TEİAŞ’ın bulunduğu yere yapılmasını istiyor, İktidar Partisi Milletvekilleri ve İl Başkanı ise istemiyordu. Bunun üzerine STK temsilcilerini topladı. Sizde yanlış hatırlamıyorsam bir STK Başkanı idiniz. Ve mevcut yer bazı STK temsilcilerinin yoğun talepleri sonrasında belirlendi. Şahsımın ve o dönem il başkanı olan Milletvekilimiz Mustafa Kendirli’nin görüşü ise eski hastanenin bulunduğu arazi idi ama kabul ettiremedik.

Bildiğiniz gibi o dönemde hükümet binasının yıkılması ile birçok devlet kurumu kiraya çıkmış ve bina acil ve elzem ihtiyaçtı. Ancak malumunuz 15 Temmuz 2016 tarihinde hain bir kalkışma girişimi yaşadık. Ve ilimizde 31 Mart 2016 tarihinde yönetiminin benimde bulunduğum 3 kişilik kayyum heyetine devredilen gayrimenkullerine devletimiz el koymuştur. El konulan Yurduşen Baktıroğlu Eğitim kompleksinde bulunan 3 blok halindeki gayrimenkul kirada bulunan devlet kurumlarına tahsis edilmiştir. Şu anda kendi binası ya da bu komplekste olmayan 2 kurum vardır. Bakın siz eleştirmiyorsunuz ama ben eleştiriyorum. Keşke Valiliğimiz Bu kompleksin hemen önündeki eski kız yurdu binasına tadilat yaparak, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünü de oraya yerleştirse… Bu durumda hem kira da kurum kalmaz hem de hepsi bir arada olmuş olur.

Yani sonuç olarak artık şehrimizde kurumların bir araya getirilmesi amaçlı hükümet konağı ihtiyacının kalmaması nedeni ile KYK’ ya(doğrusu belki Gençlik ve Spor Bakanlığı’na) devredilerek bir an önce yurt ya da bence içerisinde kurs ve çeşitli aktivitelerin yapıldığı gençlik merkezi yapılmasını destekliyorum. Siz de bir kez daha düşünün diyorum.

“Bağbaşı ve Çukurçayır’a bir üniversite hastanesinin yapılmasını savundum”

Görüşümü merak ettiğiniz bir başka konu sanırım yeni hastane meselesi…

Son yıllarda sizin de eleştirdiğiniz bir mesele var. Hastaneye neden doktor gelmiyor. Ve gerçek nedenini sizde çok iyi biliyorsunuz. Ben yıllardır şehrin üniversitesinin yakınına Bağbaşı ve Çukurçayır’a bir üniversite hastanesinin yapılmasını savundum. Bunu çevrendeki herkes bilir. Biri üniversite hastanesi diğeri devlet hastanesi veya Çocuk veya kadın doğum ya da kardiyoloji hastanesi şeklinde bir branş hastanesi ya da yıllardır tüm Türkiye’nin ihtiyacı haline gelen palyetif bakım hastanesi… Hayalim gerçek olacak inşaallah. Bu sayede hem hizmet kalitesi artacak, tedavi için şehir dışından gelenler çoğalacak, sağlık turizmi oluşacak hem de birbirinden farklı yerlerde oldukları için park ve trafik yoğunluğu azalacak. Ama en önemlisi şehrimiz Tıp fakültesinde yetişen gençlerimiz için hem eğitim hem de belki de uzmanlık için yeni imkanlar sağlanacak.

Şehrimize gelmeyip çevre illere fabrika kurulması meselesini ise ukalalık etmek istemem siz ailesinde ismini aldığınız ve benim kurucu Baro Başkanım olan Müfit Bey’le Birinci Millet Meclisi’nde üyelik ve ile başlayan hala devam eden şehrin en eski siyasi ailesinin etkin bir siyasi üyesi ve eski bir TSO Başkanı olarak daha iyi bilirsiniz. Yıllarca iktidar partisi il başkanlığı da yaptınız. Bunun sorumlusu iktidar ve muhalefet siyasetçilerinin yanında STK temsilcileri, üniversitesi ve şehrin tüm eşrafıdır. Ayrıca şehrin ulaşım, hammadde veya pazarlama ağına olan uzaklığıdır. Bahsettiğiniz çevre ilimize yapılan özel şirket yatırımının nedeni de budur.

Sayın başkan, çevre yolu meselesine gelince bildiğiniz gibi Ankara-Niğde Otoyolu’nun yapıldığı ve hizmete geçmiştir. Hemen çok pahalı diye mırıldandığınızı duyuyor gibiyim. Ben de sizin gibi düşünüyor ve çok pahalı diyorum. Merak etmeyin. Ama esas mesele Kırşehir sapağına bağlanacak bir yolun artık çok daha az maliyetli ve kısa zamanda bitirilebileceğini düşünüyorum. Benim de önerim budur.

Paylaşımıma basın açıklaması ile cevap vererek bana kamuoyu önünde bazı konularda şahsi fikirlerimi paylaşma imkanını sağladığınız için teşekkür eder, sağlıklı günler dilerim. Saygı ile… Yazdıklarım şahsi fikirlerim olup sadece beni bağlar.”

BURCU ÖZTÜRK

23 Şub 2021 - 16:10 - Ekonomi --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Umut Haber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Umut Haber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Umut Haber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Umut Haber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.