PARTİLERİ BİRLEŞTİREN

Cumhuriyet kurulmasıyla ülkede tek adamlık başlıyor başka siyasi oluşuma izin verilmiyor.
Parti olmayınca seçimlerde olmuyor.
Mustafa kemalin ölümüyle, partinin başına ve iktidarın tek adamı ismet İnönü geçiyor.
Ülkede tek adamlık bitmiyor.
İkinci dünya savaşının sonuçları dünyayı ikiye bölüyor.
Avrupa devletleri savaş yenilgisi üzerlerinde atmadan.
Dünya iki kutuplu oluyor.
Türkiye’de ABD’nin kucağına itiliyor.
Dönemim siyasi aktörleri ABD’nin yanında kendilerini güvende hissetmişler.
O günden bu güne kadar her seçilmiş ABD’nin güvencesinde olmuş.
Ülkede yeni bir demokrasi nöbetleri başlıyor.
Tek adam, tek lider baskılara fazla dayanamıyor.
Çok partili siyasi hayata ister istemez evet diyor.
Partileşme kırk altıda başlayıp, elli’li yıllarda iktidarı devrediyor…
Bunu fırsat bilen liderler siyasi partilerini kurmaya başlıyorlar.
Bin dokuz yüz elli seçimini CHP kaybediyor tek adamlık bitiyor.
Daha sonra Türkiye siyasi hayatına onlarca parti katılıyor.
Kurulan her siyasi parti.
Genel olarak iktidara gelmek için mücadele ediyor.
Her siyasi partinin bir birlerinden farklı politik bakış açıları gündeme geliyor.
Ancak, her şeye rağmen siyasi partilerin kuruluş felsefesinden ve dolayısı ile de tüzüklerinden kaynaklı kırmızıçizgileri vardır.
Anayasanın değişmeyen belli maddelerine sadık kaldıkça her Türk vatandaşı siyasi parti kurabiliyor.
Bugün ülkeden bazı partiler kendilerini milliyetçi.
Bazıları muhafazakâr, İslamcı…
Bazıları laik, Atatürkçü, Kemalist…
Bazıları Türkçü, Kürtçü olup ırkçı takılır.
Bazıları devletçi ve halkçı olarak kendilerini tanımlarlar.
Bu politik bakış açıları bağlamında da seçmene yapacakları ile ilgili seçim vaadinde bulunarak halktan oy isterler.
Kimi dindar olur, dini kullanır seçmeniyle buluşur.
Kimi devletçi olur halkçı takılır.
Kimi Kemalist olur Atatürk’ü kullanır.
Seçmenler tutarlı ve güven veren liderlere ve kendisin görüşüne yakın olana yönelir.
Halkın destek vermesi durumunda da iktidara gelerek vaatleri doğrultusunda icraat yaparlar.
Tek başına iktidar olan partiler iktidarda bulundukları dönemde daha rahat hareket ederler.
Ülkemizde de her siyasi partinin farklı politik bakış açıları ve kendilerini tanımlamaları vardır.
CHP kendisini, Atatürkçü ve sosyal demokrasi görüşünü benimseyen merkez solda yer alan bir parti olarak tanımlarken..
Ak Parti kendisini muhafazakâr, din boyası önde, demokrat olarak tanımlarken.
Saadet Partisi muhafazakârlığı, benimsemiş gözükürken.
MHP ise milliyetçiliği benimsemiş bir partidir olarak bilinmekte.
Kendilerini her platformda Atatürk'ün partisi olarak ifade eden CHP, HDP ile aynı karede gözükmekte.
Yine CHP, İYİ, HDP birlikte politik kararları almaktadır.
Saadet Partisi de CHP ile aynı karede olmakta mutlu gözüküyor.
Yani siyasetin ahlakı yok olmuş.
Var mıydı onu da bilmiyorum.
İlkelerinde görüşlerinde uzaklaşan siyasi partilerin tek hedefi Erdoğan gitsin de ne olursa olsun, yerine kim gelirse gelsin diyen bir bakış açısı gözüküyor.
Çıkar uğruna Saadet’i, CHP’si, HDP’si, İYİ milliyetçisi bir arada yürüyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zafer Çam - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Umut Haber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Umut Haber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Umut Haber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Umut Haber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.