Siyasetin kovanına giren ballanıyor

Siyasetin ucundan tutmadan önceki mesleğine dönen bir seçilmiş gördünüz mü? 

Seçilmeden önce arabasını, evini, mahallesini, şehrini değiştirmeyen bir seçilmiş biliyor musunuz? 

Normal yaşantısını bir de siyasetin içine girdikten sonra değiştirenleri çok gördüm. 

Siyasetin balında yalayıp yükselenleri de çok gördüm. 

Siyasetin havuzuna girip de ıslanmayanı hiç görmedim. 

Siyasetin nimetlerinde yararlanıp köşe olanların sayısını unuttum. 

Dünde böyleydi bugünde böyle, yarında böyle olacak çünkü ahlak yok oldu.

Dünün siyasilerinin ömrü azdı beş yıl oda Özal iktidarıydı. 

Daha sonraki siyasi hayat kısa olsa da bal tutan parmağını her zaman yalıyordu. 

Bugünkü iktidar yirmi yıldır yirmi yılda o kadar çok seçilmiş geldi geçti ki. 

Birçoklarına seçildikleri şehirler dar geldi.

Ankara merkezleri oldu.  

Ülkede siyaset bal kovanı gibi olmuş. 

Bal kovanına giren ballanıyor. 

Çünkü ballı börek oradaydı. 

Siyaseti girmeden çörek yiyenler, bugün ballı börek yiyor. 

Ne diyelim bir gün ballı böreğin de hesabı sorulacak. 

Siyasete girmeden halkın içinde olanları bugün gören var mı? 

Siyasete girmeden esnaflık yapanlar, resmi kurumlarda çalışanlar, daha sonar aynı mesleklerine neden dönmüyorlar dersiniz. 

Seçilmiş vekil başkan olmuşlarda benim mesleğim esnaflıktı bıraktığım yerde devam edeceğim diyen var mı? 

Belediye başkanı olup da eski mesleğine döneni hiç gören var mı? 

Bir batı devletinde olanlar bizde neden olmuyor. 

Ülkemizde belediye başkanı olmuş birisi tekrar kafeteryasını işletmeye başlasa basına hemen konu olur. 

Aslında bu tip hadiseler mesela Avrupa ülkelerinde sıradan bir haberdir.  

Hatta o kadar sıradandır ki, gazeteler böyle bir olayı tenezzül edip haber bile yapmazlar.  

Ancak bizim memlekette bal tutup parmak yalamamak garip olduğu için haber değeri vardır.  

Çünkü bizim vatandaşımız bal tutanın parmak yalamasını o kadar sıradan görür ki, “Sen olsan yemez misin?” sözü meşhurdur. Namuslu olmak Avrupa’da zaten olması gereken bir şeydir; haber değeri bile yoktur.  

Bizde ise namuslu olmak ya “sünepelik”tir, ya enayilik.  

Ancak her şekilde sıra dışı bir olaydır; gazetelere konu olur. 

Hâlbuki Müslüman olmak, evvela ahlaklı ve namuslu olmaktan geçer.  

Bu ülkede belediyede işçi olarak çalışan, sonra belediye reisi olan, sonra da yine alın teriyle çalışan reisler görmemiz lazım.  

İşte ihtiyaç duyduğumuz reisler böyle olanları... 

Alın teriyle çalışmak mükemmel bir şey.  

Allah namusuyla çalışanların yüzüne güler.  

Ancak “Benim hırsızım en iyisidir” diyen veya “Yesin ama iş yapsın ağbi” diyen bir milletin de iki yakasını bir araya getirmez.  

O milletler de işte böyle sürüm sürüm sürünüp durur... 

Bugün olduğu gibi. 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zafer Çam - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Umut Haber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Umut Haber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Umut Haber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Umut Haber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.