Kırşehir Umut Haber Gazetesi

Zafer Çam Alamancı babalar

Zafer Çam Alamancı babalar
Zafer Çam
Zafer Çam( zafercam@kirsehirumuthaber.com )
24 Ağustos 2020 - 22:03

Almanya ile otuz bir Ekim bin dokuz yüz altmış bir de imzalanan Türk İşgücü Anlaşması Almanya’ya çalışmak için giden Türk işçiler, Almanya’da birkaç sene kalıp, o süre içinde çalışıp, biriktirdikleri parayla memleketlerinde ev alıp, iş kurmak istiyorlardı. 

Almanya pazarı köydeki hesaba uymadı. 

Gidenlerin ekseriye çoğunluğu Avrupalı vatan tuttu. 

Altmışlı yıllarda ilk giden göçmenler, Almanya’da kalmayı veya yerleşmeyi düşünmüyorlardı. 

Almanlar da Türk İşçilerin geçici olduklarını düşünüp onları misafir işçi olarak nitelendirmişti.  

Ancak düşünüldüğü gibi olmadı.  

Çalıştıkça para kazandıkça gurbetleri vatan oldu. 

Birçok iş alanında vasıfsız olarak ter döktüler. 

Altmış yıllarda Anadolu’nun boz kırlarında yetişen gençlerin umdu Avrupa kapılarına düşmüş. 

Bunlardan bir tanesi de rahmetli babam. 

Kırşehir’in Yağmurlu Kurtbeli Yeni Yapan Köyü dangların arasında ekim arazisi az olan, genelde hayvancılıkla geçimlerini sağlayan dedelerin torunları para kazanmak için gurbet elleri yol tutmuşlar. 

Bunlardan babam köyümüzde ve aşiretimizde Avrupa’ya yani Almanya ya ilk gidenlerden… 

Köyümüzün gençleri kar amaçlı Ankara’da çalışmaya giderlermiş. 

Aşiretimiz hayvancılıkla uğraştıkları için babamda Ankara Et Balık Kurumu’nda gündelikçi olarak çalıştıkları zaman da Almanya işçi aldıklarını duymuşlar. 

Babamda iş bulmaya kayıt olmuş ve Almanya kâğıdı çıkıyor. 

Köye gelip vedalaşıyor köyümüzün ilk gidenlerden olduğunda dedem bek gitmesine razı olmasa da babamın gurbet yolculuğu başlıyor. 

Köye gurbete gidenlere ağıtlar yakılırmış babamı ağıtlarla uğurluyorlar. 

Yolculuk gurbetten öte Almanya. 

Umuda yolculuk başlamış. 

Alman yolcuları İstanbul Sirkeci Tren Garı’nda toplanıyorlar.  

Sirkeci Garı bu yönüyle gidenlerin ve uğurlayanların nezdinde hüzünlerin, sevdaların, acıların, umudun, geleceğin, bilinmezliğin harmanlandığı bir mekân olmuştur.  

Baban hiç tanımadığım sonrada can arkadaş olduklarımızla uzun yolculuk için ihtiyaçlarımızı yanımız aldık, bolca ekmek yanında katık olarak peynir, zeytin köyde yaptırdığım ‘sızgıt’ kavurma çörekle Almanya yolculuğumuz İstanbul Sirkeci Garı’nda başladı. 

Yolculuk Almanya’nın Münih Şehri’ne…  

Ne ile karşılaşacağımızı, nasıl bir yaşamımız olacağını bilmiyorduk. Çoğumuz belki de ilk kez köyünden çıkıyordu. 

Çalışıp, para kazanıp tekrar memlekete dönmekti planlarımız.  

Bir ev parası ya da inek, koyun kendine ait bir tarla almak yeterliydi.  

Bir yıl anne babadan eşten çocuktan ayrı kalmaya dayanılırdı. Lakin bu hasretin bir ömür süreceğini henüz hiçbirimiz bilmiyorduk. 

Başımızda bizi götüren Alman görevli tren mola verdiğinde ihtiyaçlarımızı gideriyoruz kayıp olmamamız için uyarılıyoruz. 

Üç gün sonar Münih İstasyonu’na vardık. 

Ağıtla çıktığımım köyde, bandoyla karşılanmıştık.  

Farklı bir yerdeydik her tarafa aval aval bakıyorduk görmediğimiz teknolojiyle karşılaşmıştık. 

Orda bizleri üç guruba ayırdılar ben üçüncü guruptaydım. 

Daha sonar öğrendiğim de bizleri döküm fabrikalarına götürüyorlarmış.  

Biedenkopf denilen küçük bir kasabada bulunan Buderus Döküm Fabrikası’nda çalışacakmışız. 

Hayım dedikleri üçer kişilik odalara bizleri yerleştirdiler.  

Bir iki yıllığına gittiğim Almanya acı gurbeti vatan edindik. 

Vatan hasreti köyün ocaklarında çıkan tezek dumanını, dağlarını, akarsularını, pınarların da içtiğim suların özlemiyle yaşadım. 

Aşiretin kokusunu özlerdim. 

Ebemi, anamı, babamı, kardeşime göz kulak ol diye bıraktığım eşim ve çocukların kokusu, hasretiyle her akşam yastığa kafamı koyduğumda uyudum.   

Bir asır böyle geçti ömür tükendi yolun sonu geldi. 

Avrupa’da dönmeye gidenlerin Türkiye’yi sadece yazdan yaza gören çocukları oldu.  

Yazın gelen çikolatalar, oyuncaklar, Nivea kremler, şampuanlar, çiçekli tişörtler…  

Heyecanla beklediğimiz hediyeler, mintanlar, gömlekler hatıralarımızdaki hatırı sayılır anılar oldular. 

Onlara bir isim de takmıştık.  

Alamancı!  

O paraların hangi koşullarda kazanıldığını hiç konuşulmadı.  

Oysa tüm bunların arkalarında memleket hasreti, anne, baba, eş, çocuk hasreti ve oluk oluk akıtılan alın teri vardı. 

Bugün onların bıraktığı dördüncü nesil Avrupa kapılarında hala yabancı muamelesi görüyor. 

Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-
KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları Umut Haber Gazetesi'ne aittir.