Kırşehir Umut Haber Gazetesi

Zafer Çam; Tohumu ekecek temiz kimse var mı? 

Zafer Çam; Tohumu ekecek temiz kimse var mı? 
Zafer Çam
Zafer Çam( zafercam@kirsehirumuthaber.com )
27 Ekim 2020 - 6:00

Hırsız kim, çalan kim, öyle karışmış bir zamanda yaşıyoruz. 
Çalan belli olsa da, hırsıza damgasını yiyenler başkası oluyor. 
Bunun içinde hırsıza kimse sen hırsızsın diyemiyor. 
Çünkü veren elle, yiyen el bir birbirine çok yakın duruyor. 
Kimse kimseye diyemiyor. 
Dağılımda onun da hissesi oluyor. 
Pastada pay eşit olunca hepsi susuyor. 
Ne zaman pastada pay dağılımında eşitlik olmayınca hırsızların kavgası başlıyor. 
Yargılananların olmadığı gibi üstü kapatılanlarda bek çok oluyor. 
Yani yargılayanlarda, yağılanlarda aynı çatının altında olanlar. 
Hırsızlık evin içinde olunca anahtar çözüm olmuyor. 
Bir zamanlar Çin’de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir ekmek çalmış. 
Vay ekmeği çalan sen misin? 
Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator’un huzuruna çıkarmışlar. 
Hırsıza İmparator sorar: Ekmeği neden çaldın? 
“Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim.  
Beni affetmeniz için yalvarıyorum.  
Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak.”
İmparator;
“Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?”
Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve;
“Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz” der.
İmparator. 
“Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni.”
Yoksul adam;
“Efendim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım.
Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına hiç haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir.  
Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilemez acılarla öldürür.  
Efendim bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz.” 
Yoksul gariban ne bilsin efendi çalar mı, hiç hırsız olur mu?
Efendi bakıyor ki iş kötü bir süre düşündükten sonra.
“Ben imparatorum bahçıvan değil, o tohumu başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim” der.
Yoksul adam, tohumu başbakana uzatınca başbakan telâşe içerisinde İmparator’a dönüp itiraz eder.. 
“Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim, sihirli tohumu ziyan ederim.  
Bence bu tohumu hazinedar başı eksin.”
Hazinedar başı da hemen bir bahane bulur ve bu görevi başkasına devreder.
Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohum ekme görevinden kaçınırlar. 
Çünkü hepsinin aslında birbirinde farkı yok.
Sonra İmparator başbakana, hazinedara ve bütün görevlilere dik dik bakar ve;
“Hadi bakalım bu hırsız bahçıvana tohumun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim” der.
Cebinden bir altın çıkarıp herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini ister.
Sonra da gülerek;
“Bas git buradan be adam, bugünlük bu ders hepimize yeter” der. 
Demesine de bu hikâyelerden hiç ibret alınmaz dersiniz. 
Sepette ekmek var. 
Bakın bir ekmeğin hikâyesi bizleri nereler kadar götürdü. 
Evet, halimiz bu dostlar.
Ortalığın toz duman olduğu şu günlerde tohumu ekecek temiz kimse var mı dersiniz? 
Ben göremiyorum. 

Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-
KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları Umut Haber Gazetesi'ne aittir.